Ayrışarak Gelişmek...
Bir Ömürlük Notlar- Sayı: 126
Birkaç gün önce eşimle masada karşılıklı çalışırken, bana baktı ve “neden bu kadar kafan karışık?” dedi. “Nereden çıkardın?” dedim. Çünkü hiçbir şey konuşmamıştık. “Bilmem, sanki hiçbir şeye odaklanamıyor gibisin…” diye cevap verdi.
Aslında o anda yaşadığım şey hiçbir şeye odaklanmamak değildi de kafamın içinde dönüp dolaşan şeylerin içinden bir karar oluşturamamaktı. Kendi kafamın içine bakınca, baktığım pek çok şeyi tek tek görebiliyordum.
Böyle anlarda Ockham’ın usturasını kullanmayı tercih ediyorum.
Ockham'ın usturası, "olasılıkların zorunluluk olmadan çoğaltılmaması gerektiği prensibine dayanan problem çözme ilkesidir” diyor Wikipedia. Genel olarak ise, bütün diğer şartlar eşit olduğunda bulduğunuz en basit çözümün ya da açıklamanın muhtemelen en doğru çözüm olduğunu ifade ediyor.
İnsanın gelişmesinin yolu sadece bildiklerinin, öğrendiklerinin üzerine yeni bir şey eklemesi değildir. İnsan aynı zamanda bazı şeylerden vazgeçerek de büyür ve gelişir. Bir tür budama işlemi gibi düşünebilirsiniz bunu. Bir başka deyişle insan ayrışarak da gelişiyor. Üstelik ayrışmak hem geliştiriyor hem de saflaştırıyor.
Bu ayrışma sürecinde budama işlemi için Ockham’ın usturasını kullanmak, yani en basit çözümü seçmek bana iyi geliyor. Granba Peppa’nın dediği gibi gelecek belirsizse yapılacak en doğru şey, bir sonraki iyi şeye karar vermektir.
Bu kadar basit ama o kadar kolay değil :) Ya da şöyle söyleyeyim, iyi olanın ne olduğuna karar verince gerisi kolay…
İyi olan, her zaman iyi hissettiren olmak zorunda değil bu arada. Burada iyi olanı içime soruyorum ve içime sinmeyenlerden uzaklaşıyorum. İçime sinmeyen işler, içime sinmeyen ilişkiler…
Ayrışmak iyi geliyor.
İçime sinmeyenlerden uzaklaşınca geriye “iyi” kalıyor…
İyinin olduğu yerde iyilik çoğalıyor.
En sonunda iyi ki diyorum…
İyi ki!
Bültenimin 126. sayısıyla sizi baş başa bırakıyor, kendinize iyi bakın diyerek bitiriyorum.
Keyifli okumalar…
#süperöğrenmegücü #öğrenmeyiöğren #öğrenmebilimi #zihinselesneklik #öğrenmeçevikliği
GEÇTİĞİMİZ HAFTA YAPTIĞIM PAYLAŞIMLAR
3 Aralık Salı - Öğrenmenin Tek Bir Yolu, Tek Bir Yöntemi Yok!
Geçtiğimiz yaz, bence çok verimli geçen bir eğitimin öğleden sonrasındaydık. Eğitim çok güzel bir mekânda ve yüz yüzeydi.
Katılımcılardan biri "hocam bir vaka çalışması yapıp bizi gruplara ne zaman böleceksiniz?" diye sordu. "Hiçbir zaman" cevabı verdim ve katılımcımın bu cevaba şaşırdığını ve memnuniyetsiz olduğunu fark ettim.
Memnuniyetsizliği her eğitimde böyle çalışmanın mutlaka olması gerektiğine dair düşüncesinden kaynaklanıyor gibi görünüyordu. Hem öyle daha eğlenceli olur ve katılımcı daha fazla katılım sağlardı. Öyle düşünüyordu.
Ki bana sorarsanız, hemen herkesin bir şekilde konuştuğu, çoğu katılımcının zaten eğlendiği ve konuyu anladığı aşikâr olan bir eğitim oluyordu.
Diğer yandan bu eğitimi, aynı tasarımla, aynı şirkette daha önce de yapmış ve eğitim değerlendirmesinde onlarca katılımcıdan yüksek memnuniyet puanı almıştım.
Eğitimi tasarlarken böyle bir uygulama eklenebilir miydi? Elbette! Ama çok zaman alan, konunun anlaşılmasına etkisi sınırlı bir uygulama olurdu. Zaten en fazla 6 saat sürem vardı ve bu sürenin zaten bir kısmı tanışma ve kapanış ile geçecekti.
Gelmeye çalıştığım şey şu: Yönteme takılmamak gerekir. Öğrenme süreçlerinde asıl olan öğrenmenin kendisidir. Kişinin öğrenebilmesi, öğrendiklerini uygulayabilmesi, işe ve gerçek hayat problemlerine transfer edebilmesi…
Ve Süper Öğrenme Gücü: Öğrenmeyi Öğren kitabımın temel iddialarından biriyle bitirecek olursam: Öğrenmenin tek bir yolu, tek bir yöntemi yok!
#süperöğrenmegücü #öğrenmeyiöğren #öğrenmebilimi #öğrenmeçevikliği #eğiticinineğitimi
Not: Geçtiğimiz hafta konuşmacı olarak katıldığım ve harika geçen Kuveyt Türk'ün iç eğitmenler günü etkinliğinde de bu konuya kısmen değindiğim için bu fotoğrafı paylaşmak istedim.
Yazıyı Linkedin’de okumak için tıkla
4 Aralık Çarşamba - Kolektif Aklın Gücü…
Kolektif aklın gücüne hep inandım. Çünkü o gücü hep kullandım. Biliyorsunuz, hep söylüyorum, güç kullandığınız bir şeydir, sahip olduğunuz değil.
İçinde yer aldığım tüm topluluklarda, şirketlerde, gruplarda, sivil toplum örgütlerinde odağım her zaman katkı vermek oldu.
Verdiğim katkının çok fazlasını ise aldım. Üstelik çoğu zaman kendiliğinden bir şekilde, talep etmeden…
Aldığım şey bazen dostluk oldu, bazen iş ilişkisi, bazen bilgi, bazen akıl…
Bütün bunların hepsini bir arada bulduğum için ise TEGEP'in ben de hep apayrı bir yeri oldu. Geçtiğimiz hafta Ankara'da ilk kez düzenlenen eğitim gelişim zirvesindeyken bunu bir kez daha hissettim. Dostları gördüm, yeni insanlar tanıdım, iş ilişkileri geliştirdim, Süper Öğrenme Gücü: Öğrenmeyi Öğren kitabımı çok değerli kişilerle paylaştım, yeni şeyler öğrendim, ustalarıma akıl danıştım, yeni projelerim için fikirlerini aldım…
İyi ki…
HABERLER
1.Bu haftaya yine ülkemizin alanında lider bir markasının merkez ofis çalışanlarıyla Sunum Sanatı çalıştık. Hem Pazartesi hem de Salı günü daha çok sunum sanatının inceliklerini öğrendik. İki hafta sonra sunumlarla devam edeceğiz. Her zamanki gibi harika insanlarla olmak çok keyifliydi.
2. Çarşamba günü Eczacıbaşı Holding ile yaptığımız Liderlik Davranışları eğitimlerinin finalini yaptık. 4 grupta onlarca kişinin çevrimiçi katıldığı kapanışlarda o kadar güzel geribildirimler aldık ki, yaptığımız özgün tasarımla gurur duydum. Tüm katılımcı arkadaşlarımızın yolu açık olsun
3. Çarşamba günü bir kapanış daha vardı. Bu yıl üçüncüsünü yaptığımız ve her yıl gururla tamamladığımız, bu yıl artık globale de taşınan Beko Masters Class’ın kapanışında onlarca kişi vardı. Çok değerli yöneticilerimizin desteği, Beko Akademi’nin harika çalışanlarının iş birliği ile öğrenme, inovasyon ve gelişim dolu bir süreç oldu. 4. yıl için kolları da sıvadık bile :)
4. Perşembe günü çok büyük bir gurur anı yaşadım. LCW Akademi’nin İç Eğitmenler Günü’nde hem kitabımı imzaladım hem de konuşma yaptım. Yüzlerce iç eğitmene kitabımı ulaştıran LCW Akademi’ye çok teşekkür ediyorum. Bir de konuşmamı baştan sona dinleyen, notlar alan, soru soran öğrenme ve gelişim konusunda örnek bir işveren olan sayın Mustafa Küçük’ün varlığı benim için çok çok değerliydi.
5. Ve yepyeni bir şirket, yepyeni bir proje yola çıkıyor. Süper Güç Eğitim ve Danışmanlık Ltd. Şti.’yi kurdum. Öğretmenler, veliler, çocuklar, gençler ve süper güçlerini kullanmak isteyen herkes için harika bir yolculuk tasarladım. Şimdilik burada bir haber olarak kalsın. Birkaç ay içinde sizi de yolculuğa davet edeceğim.
6. Geçen hafta yazmayı unuttum. Boyun Kadar Kitap Oku kulübünün davetlisi olarak çevrimiçi bir yazar-okur buluşmasına katıldım. Kitabımı okuyan ve henüz okumayan dostlar kitap ve öğrenme hakkına sorular sordu ben cevapladım. Merak edenler bu çok keyifli ve öğretici sohbeti Spotify üzerinden BKKO Podcast kanalından dinleyebilir.
7. Sevgili Erdi Karadeniz yapay zekâ kullanımı ile ilgili eğitimlerinin yeni dönemini açıyor. Herkese tavsiye ettiğim bu eğitimlere ve detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.



http://erdikaradeniz.com/uretkenyz
8. Kitabımın çıkmasının ardından, kitabımın daha fazla insana ulaşması en önemli gündemlerim. Çok fazla kişinin kitapevlerinden ya da online sitelerden kitabıma ulaştığını görmek çok güzel.
Diğer taraftan kitabım pek çok kurum tarafından çalışanlarına hediye edilmek üzere alınıyor. Siz de geleceğin en önemli yetkinliklerinden biri olan öğrenmeyi öğrenme konusunda etkili bir öğrenme yatırımı yapmak isterseniz bana ya da doğrudan Elma Yayınevine ulaşabilirsiniz.
Peki kitabımı nerelerden satın alabilirsiniz?
D&R :
https://lnkd.in/d3mBhxBV
Kitapyurdu:
https://lnkd.in/duWG3j82
Elma Yayınevi Online Satış
https://lnkd.in/dSdKEief
Ayrıca tüm kitapçı raflarında, online kitapçı (BKM, Idefix vb.) ve alışveriş sitelerinde (Hepsiburada, Trendyol, Amazon vb.) bulabilirsiniz.
Son olarak indirimli kurumsal satın almalarınız için doğrudan bana ya da Elma Yayınevi'ne ulaşabilirsiniz.
HAFTANIN GÖRSELİ
Geçen bir eğitimde bunu konuştuk. Bir şeyler başardığınızda çoğu kişi bunun arkasındaki çabayı görmemeyi tercih ediyor. Çünkü böylesi daha kolay. Çünkü başarının arkasında çaba olduğunu kabul etmek, bir sürü şeyi de peşinde getiriyor.
Mesela başarının arkasındaki çabayı görürseniz, takdir etmeniz, başarılı kişinin hakkını teslim etmeniz ve daha önemlisi başarılı olmak için sizin de çok çalışmak zorunda olduğunuzu idrak etmeniz gerekir.
Elbette iki şeyi de göz önünde bulunduruyorum.
Birincisi, liyakatsizliğin norm haline geldiği bizim gibi ülkelerde ne kadar çabalasanız da bazen olmuyor. Yani zalim iyimserlik yapmaya gerek yok. Çalışmak sizi istediğiniz yere getirmeyebiliyor ama çalışmamanın sizi başarısız kılacağının garantisi var.
İkincisi çoğu başarılı insan başarısının arkasındaki çabayı göstermek yerine, zekasını, yeteneğini, şansını vs. göstermeyi daha çok tercih ediyor. Bu da yanlış algıları besliyor!
HATIRLATMALAR
📰 Her cumartesi haftalık bülten almak ve bütün paylaşımlarımdan haberdar olmak için tıkla:
Yapman gereken çok basit! Yukarıdaki linki tıkla, e posta adresini girip abone ol. Ardından gelen kutuna gelen onay mailini tıkla.
📖 Bir Ömür Yaratıcılık: Yaratıcı Yaşam Rehberi kitabımı hala okumadıysan, kitabımı tüm online satış kanallarından edinebilirsin. (Kitap Yurdu hariç)
📽️ Youtube kanalıma abone olmak için tıkla.
📻 İçeriklerimi Podcast Olarak da Dinleyebilirsin.
Podcast kanallarım için:




